Searching...
22 Şubat 2014

Akrebin Kuyruğundaki Elmaslar

Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) Şili’de bulunan La Silla Gozlemevi’nden gelen yeni görüntü, parlak Messier 7 yıldız kümesini gözler önüne serdi. Çıplak gözle kolayca bulunabilen ve Akrep takımyıldızının kuyruğuna yakın yıldız kümesi, gökyüzündeki açık yıldız kümelerinden en belirgini olma özelliğini taşıyor.

NGC 6475 olarak da bilinen Messier 7, Dünyadan 800 ışık-yılı uzaklıkta bulunan, içerisinde 100’e yakın yıldızın bulunduran parlak bir küme olarak biliniyor. 2.2 metrelik MPG/ESO teleskopu üzerindeki Geniş Alan Görüntüleyicisi (Wide Field Imager) ile elde edilen yeni görüntüde Samanyolu’nun merkezine doğru yüz binlerce sönük yıldızdan oluşan zengin bir arka fona karsı direndiği görülüyor.

Messier 7’deki yıldızlar tipik orta-yaş küme yıldızlarıdır, yaklaşık 200 milyon yaşındaki yıldızlar, 25 ışık-yılı genişliğinde bir uzay bölgesini kaplıyor. Yaşlandıkça resimdeki en parlak yıldızlar (kümede yer alan yıldızların toplam sayısının onda biri) şiddetli bir şekilde süpernova olarak patlıyorlar. Zamanda biraz daha ilerlediğimizde, geriye kalan çok sayıdaki sönük yıldızlar bir küme olarak tanımlanamaz hale gelene kadar yavaşça uzağa sürüklenecekler. 

Messier 7 gibi açık yıldız kümeleri, yaklaşık aynı zamanda ve aynı yerde, bulundukları ev sahibi gökadanın geniş kozmik gaz ve toz bulutlarından doğan yıldız grupları olarak tanımlanıyor. Bu yıldız grupları, aynı yaş ve kimyasal bileşene sahip olan yıldızlar içerdiği için bilim insanlarının büyük ilgisini çekiyor. Bu durum, yıldız yapısı ve gelişimini çalışma anlamında onları paha biçilmez kılıyor.

BİNLERCE YILDIZ GÖZ ÖNÜNDE

Elde edilen görüntüdeki ilginç bir özellik, yoğun yıldız nüfuslu olmasına rağmen arka fonun düzenli olmayıp belirgin bir şekilde tozla kaplı olması. Bu durum büyük ihtimalle kümenin ve toz bulutlarının şans eseri sıralanmasından kaynaklanıyor. Bu karanlık parçaların, kümenin meydana geldiği bulutun kalıntıları olduğunu tahmin etmek cazip gelse de, Samanyolu bu yıldız kümesinin yaşamı boyunca bir tam döngü gerçekleştirecek ve döngü sonucunda bir çok yıldız ve toz yeniden düzenlenecek. Böylece, Messier 7’nin oluştuğu tozun, gazın ve yıldız kümesinin, uzun zaman önce birbirinden farklı yollara ayrılmış olduğu görülecek.

Messier 7 yıldız kümesini ilk defa dile getiren M.S 130’lu yılların başında Mısırlı matematikçi ve gökbilimci Claudius Ptolemy (Batlamyus) olmuştu. Ptolemy, yıldız kümesini ‘Akrep’in iğnesini takip eden bulutsusu’ olarak tanımlamıştı. Bu tanım, çıplak gözle Samanyolu’nun parlak arka fonuna karşı dağınık, aydınlık bir yama gibi göründüğü için yıldız kümesinin en akılda kalan tanımı oldu. Messier 7, bazen Ptolemy’nin Kümesi olarak adlandırılıyor. 1764’de Charles Messier, bu kümeyi kendisine ait Messier kataloğunda yedinci sıradan dahil etmiş, 19. yüzyılda John Herschel ise teleskopta görüldüğü şekliyle objenin görünümünü ‘kabaca saçılmış yıldız kümesi’ olarak tanımlamıştı.


0 yorum:

Yorum Gönder