Searching...
16 Mart 2013

Hücrelerde İletişim

HÜCRELERDE İLETİŞİM 

Hücreler arası haberleşme sistemi, düzenli çalıştığı sürece insan canlı kalabilir. Her hücrenin kendine has haberleşme sistemleri mevcuttur. Örneğin, pankreas hücreleri insülin hormonunu üretir. Bu hormon, kas hücrelerine kandaki biriken şekeri kullanarak enerji almaları gerektiğini iletir ve kas hücreleri de şekeri kullanırlar. Eğer bu sistem çalışmazsa, şeker hastalığı ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi hücreleri, vücuda bir mikrop girdiğinde hemen yardım isterler. Daha sonra mikrobun cinsi, gücü kuvveti ve şekli hakkında bilgi gönderilir. Her hücre görevini yerine getirir ve mikrop yok edilir. Benzer şekilde; susadığımızda, acıktığımızda, yorulduğumuzda, kızdığımızda, hastalandığımızda, sevdiklerimizden birinin resmini gördüğümüzde vücut haberleşme sistemleri hızla çalışır.


Haberleşme molekülleri çiftler halindedir. Hücre içi haberleşmenin büyük bir yüzdesi, fosforilasyon/defosforilasyon reaksiyon çiftiyle gerçekleştirilir. Hücrede bu kimyasal reaksiyonları gerçekleştiren çiftler halinde organize olmuş enzim sistemleri vardır. Fosfat grubunu proteinlere ekleyen enzimlere proteinkinazlar adı verilir. Yaklaşık 1000 kadar çeşidi olduğundan genellikle kinaz ailesi olarak tanımlanırlar. Proteinlere eklenmiş fosfat gruplarını uzaklaştıran enzimlere de fosfatazlar ismi verilmektedir. Fosfatazlar ailesinin de yaklaşık 100 kadar çeşidi olduğu bilinmektedir. Bu noktadan “kinazlar” ve “fosfatazlar” birbirlerinin fonksiyonlarının tersini yaparak dengeleyici rol oynarlar. Kinazların proteinler üzerinde yaptığı değişiklikler fosfatazlarca düzeltilirken, fosfatazların işleri de kinazlarca düzeltilir. Böylece her iki çift, birbirini dengeleyici rol oynar.

Bu çift enzim sistemlerinin işleyişini kontrol eden ve düzenleyen iletişim kontrol sistemleri hücrede aktif haldedir. Ağ şeklinde düzenlenmiş hücre içi haberleşme sisteminde, her bir haberci molekül, mesajı bir sonraki bağlantılı moleküle aktarırken, aynı zamanda onun tarafından da kontrol edilmektedir. Hücre içinde bu şekilde düzenlenmiş mesaj akış yolları, belli noktalarda sinerjistik (tesirini artırıcı) veya antagonistik (engelleyici) tesir yapar. Bu kritik dengenin kurulduğu noktalardaki, sinyallerin çoğalma veya çoğalmama yüzdelerine bağlı olarak hücreler çoğalırlar veya çoğalmazlar.

Her molekül, kendi üzerinde kendini aktive edecek veya kendinin fonksiyonunu engelleyecek her iki düzenleyici sisteme sahiptir. İki işi aynı anda yapma özelliği olan bu tip moleküller, AKAP veya yinyang, yotia molekülleri olarak bilinir.

Kan yoluyla hücrelere ulaşan hormonal mesajlar, hücre zarı üzerindeki mesaj alıcı moleküller (reseptör) vasıtasıyla hücre içi haberleşme ağlarına taşınırlar. Bu alıcı moleküller, genellikle kinazlar veya fosfatazlardır. Hücre zarına ulaşan bir hormonal mesaj, ya doğrudan hücre içine geçer veya mesajı zardaki alıcı (reseptör) moleküllerine aktarır. Mesajın ulaştığı proteinlerden biri DNA'ya bağlanan ve mesajın kopyasını çıkarmayı başlatan proteindir. Hedef, hücrenin çekirdek bölgesine giden, DNA'ya bağlanan bu protein, DNA üzerindeki milyarlarca nükleotitten, kendisine verilen mesaj doğrultusunda doğru yerdeki nükleotit dizisine bağlanır. Bağlanma işleminden sonra protein sentezi başlar. Mesaj doğrultusunda uygun protein, uygun miktarda üretilir. Daha sonra proteinin fazla kısımları uzaklaştırılır, eksiklikleri giderilir ve paketlendikten sonra iş göreceği bölüme gönderilir.


Kanserde yukarıda anlatılan bu sinyal iletim ağlarından biri veya birkaçı bozulmaktadır. Araştırmacılar bu konu üzerinde çalışıyorlar. Ve bazı tür kanserlere de iletişim sistemlerinin iyileştirilmesiyle çare bulunduğu bilinmekte.




Facebook Logosuna Tıkla Sayfamızı Beğen !


0 yorum:

Yorum Gönder