28 Şubat 2014

OMÜ'den biyonik el protezi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'nde biyonik el protezi yapıldı.



OMÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İlyas Eminoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, biyonik el ile ilgili yaklaşık 7 yıldır yürüttükleri çalışmalardan başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi.
Tamamen ihtiyaç odaklı olarak başlatılan çalışma kapsamında biyonik el yaptıklarını, ayrıca eli ile kolu olmayan kişiler için protez kullanımınını kolaylaştıracak sanal el simülatörü yazılımı da geliştirdiklerini belirten Eminoğlu,  şunları kaydetti:
"Elleri olmayan insanlar için tasarladığımız biyonik el çalışmasında başarılı sonuçlar elde ettik. Yazılım ve mekaniksel olarak başarıya ulaştık. Üniversitemizin Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında proje için 200 bin liralık kaynak sağladık. Bu kaynakla, Biyomedikal Lisansüstü Araştırma ve Ürün Geliştirme Laboratuvarı'nı (BAL-LAB) kurduk. Burada el protezi yaptık. Bilek altında çalışan, iki EMG (Electromyogram - kasılan kasların ürettiği elektriksel gerilim) kanalı ile kumanda edilen protez eli sabit hızla açma, kapama yapan, değişken hızla açma kapama yapan el yaptık. Ayrıca eli ve kolu olmayanlar için protez kullanımını kolaylaştırılacak sanal el simülatürü yazılımı geliştirdik. Kaslardan sağlanan elektriksel güç ile kişi rahatça simülatörden protezini kullanmayı öğrenebilecek."
Projelerini daha da geliştirerek Türkiye'yi bu konuda dışa bağımlı olmaktan kurtarmak istediklerini vurgulayan Eminoğlu, "Türkiye’de üretimi henüz olmayan el, kol ve kol altı protezler 30 ile 60 bin dolar arasında satılıyor. Ülkemizden her yıl büyük paralar dışarıya gidiyor" dedi.
"İş adamlarımızla ortak çalışma yapmak istiyoruz"
Yerli üreticilerle işbirliği yapmak istediklerini söyleyen Eminoğlu, "Avrupa ve Amerika olmak üzere kısıtlı sayıda üreticisi bulunan, ihtiva ettiği teknoloji nedeniyle yüksek fiyatlı tıbbı ürün sınıfına giren bu ürünlerin, ülkemizde yerli bir üreticisi yok. İhtiyaç, ithalat yapılarak karşılanmaktadır. Üreticilerimizle ürünümüzü geliştirip üretmek istiyoruz. Protezlerin prototip imalatı ve kısıtlı deneme üretimi için biyomedikal alanında çalışan şirketlerle işbirliği aşaması bizim için önem taşıyor. İki yıl içinde ülkemiz adına yerli biyonik el ve kol yapımına başlayabiliriz. Çok maliyet gerektirmiyor. Sadece iş adamlarımızın sahip çıkması gerekiyor. Onlar sadece üretip pazarlayacaklar" dedi.
AA

27 Şubat 2014

Dev gezegende su bulundu

Yeni geliştirilen teknik yardımıyla su bulunduğu keşfedilen "tau Boötes b" kütlesi Jüpiter kadar büyük olmasına karşın Jüpiter'den çok daha sıcak bir gezegen.


ABD’li astronotlar, yeni geliştirilen bir teknik yardımıyla, Güneş Sistemi dışındaki dev "tau Boötes b" gezegeninde su bulunduğunu ortaya çıkardı.
Kütlesi Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni olan Jüpiter kadar büyük olmasına karşın, çok daha yüksek bir yüzey sıcaklığına sahip olduğu bilinen gezegen, Dünya'dan yaklaşık 51 ışık yılı ötede bulunan "tau Boötis" yıldızına bağlı bulunuyor. Güneş Sistemi'nde yer alan tüm gezegenlerin toplam kütlesinden 2 kat daha büyük bir gezegen olan Jüpiter'in ortalama yüzey sıcaklığıysa -145 santigrat derece olarak hesaplanıyor.
Gezegenlerin atmosferindeki kızıl ötesi radyasyonu ölçebilen yeni birteknik yardımıyla yapılan keşif,  Penn Eyalet Üniversitesi, California Teknoloji Enstitüsü (Caltech) ve diğer kurumların astronomlarından oluşan bilim ekibi tarafından yürütüldü. Caltech'ten Alexandra Lockwood ve Prof. Geoffrey Blake'in başkanlığında yapılan araştırma, Astrophysical Journal Letters adlı bilimsel derginin internet sayfasında yayımlandı.
Araştırmacılar, tau Boötes b'de su bulunmasının, Jüpiter kadar kütleli olmalarına karşın yüzey sıcaklıkları çok daha yüksek olan bu tip gezegenlerin nasıl oluştuğu ve geliştiğinin anlaşılmasına yardımcı olması açısından önem taşıdığını belirtti.
Şimdiye kadar gezegenlerde su bulunup bulunmadığı, bağlı bulunduğu yıldızın önünden geçişi gözlenebilen gezegenlerden uzaya buhar çıkışı saptanması veya gezegenlerin, bağlı bulunduğu yıldızlardan yeterince uzak olması durumunda kullanılabilen özel bir görüntüleme tekniğiyle belirlenebiliyordu. Ancak Güneş Sistemi dışında, bu iki kriterin geçerli olmadığı pek çok gezegende su olup olmadığı bilinemiyordu.
Araştırmacılar, yeni geliştirilen teknik ve James Webb Uzay Teleskobu ve Hawaii'deki Otuz Metre Teleskobu gibi daha güçlü teleskoplar sayesinde, su bulunması ihtimali daha yüksek olan,  çok daha soğuk ve bağlı bulunduğu yıldızdan uzak gezegenlerin incelenmesinin mümkün olabildiğini vurguladı.
AA

Güneş sistemi dışında 715 yeni gezegen keşfedildi

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, güneş sistemi dışında yeni keşfedilen 715 gezegen olduğunu açıkladı.



Gezegen avcısı Kepler teleskobunun verilerini değerlendiren bilimadamları, galaksideki gezegenlerin sayısını ikiye katladı.
Buna göre şu anda galakside bilinen gezegen sayısı yaklaşık bin 700’e çıktı.
Astronomlar 20 yıl önce güneşin dışında yıldızlar çevresinde dönen herhangi bir gezegen bulamamıştı.
Keşfedilen tüm gezegenlerin, birçok gezegenin bir yıldız etrafında döndüğü, bizimkine benzer sistemlerde yer aldığı, yeni gezegenlerden 4’ünün yaşam için elverişli kuşaklarda bulunduğu belirtildi.

26 Şubat 2014

Misinadan yapay kas üretildi

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özer Göktepe, misinadan yapay kas ürettiklerini bildirdi.




Göktepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir süre önce ziyaret ettikleri Teksas Üniversitesi'nde yapay kasla ilgili araştırma yapan ekiple ortak bir çalışma yaptıklarını belirtti. 
Teksas Üniversitesi'nin konuya ilişkin önemli çalışmalar yaptığını anlatan Göktepe, "Ziyaretimizde laboratuvarda bir dikiş ipliği gördük. Bu ipliği karbon nano tüp ile kaplayarak deneme yaptık. Bu malzemeye çok küçük bir elektrik akımı verdiğimizde, aynen nano tüp iplikten yapılan kas gibi hareket ettiğini tespit ettik. İşte bu bizim için dönüm noktası oldu" diye konuştu. 
Teksas Üniversitesi'nde uygulanan yöntemin yanı sıra daha uygulanabilir ve ucuz yöntemleri araştırmaya başladıklarını ifade eden Göktepe, yapay kası dikiş ipliği ve oltalarda kullanılan misinadan da yapmaya başladıklarını dile getirdi. 
Gerçek kastan daha üstün
Göktepe, ürettikleri yapay kasın insan kasının kaldırabileceği ağırlığın 117 kat daha fazlasını kaldırabildiğini kaydederek, şunları söyledi: 
"Bu, çok daha ucuz bir malzeme. Isıyla, ışıkla, elektrikle, mikrodalgayla ve kimyasallarla harekete geçirebileceğiniz ve uyarabileceğiniz bir kas. İnsan kası, yüzde 20 oranında kasılabiliyorken, bu yapaykas ise yüzde 50 oranında kasılma oranına sahip. Bu yapay kas, dakikada 10 bin kez kendi etrafında dönerek, takılan ağırlığı döndürme gücüne de sahipken, kasılma hareketini de milyonlarca kez, hiç deformasyona uğramadan ve bozulmadan gerçekleştirebiliyor."
Ürettikleri yapay kasın kullanılabilir en makul malzeme olduğunu bildiren Göktepe, "Öte yandan, insan yüzündeki mimikleri bire bir taklit edebilen robotların yapımında da yine bu yapay kası kullanabiliriz. Casus böcekler ve benzeri hayal gücüne bağlı şeyler de bu yapay kastan yapılabilir'' şeklinde konuştu.
AA

25 Şubat 2014

Montaj Nasıl Anlaşılır ? Uzmanlardan "Ses Taklit Edilebilir mi?" Açıklaması

UZMANLARDAN AÇIKLAMALAR
Son olarak ortaya çıkan kayıtlardan sonra Başbakanlıktan Jet bir yalanlama gelmesi ve montajlanmış olduğu söylenmesi üzerine Müzik Teknolojileri alanında uzman kişiler ve Ses Mühendisleri sosyal medyadan konuya bilimsel bir açıklık getirdiler. Hemen hepsinin birleştiği nokta "O kayıtlar Montaj değil!!!"
Öte yandan Başbakan ses kayıtlarının 04:02'inci saniyesinde "Ben çünkü Konya'ya gideceğim" diyor.Yani Erdoğan sabahın o saatinde konuşmayı yaptıktan sonra Konya'ya hareket ediyor. Bu sebeple de kayıtlarda bir çelişki olmadığı anlaşılıyor...
Ses mühendisi Ali Büyük, Facebook sayfasında ses kaydıyla ilgili bir analiz yaptı. Çeşitli programlarla sesi incelediğini belirten Büyük, sesin kesinlikle gerçek olduğunu söyledi.
Ali Büyük şunları yazdı:
"RTE'nin ses kaydı montaj değildir. En basit analyzer pluginin de bile bunu görüp test edebilirsiniz.Ses kaydının birbirinden bağımsız yerlerinden alınmış 4 adet room noise örneğinin 30 db ses açıldıktan sonra analyzerdaki görüntüsü. Birbirinden bağımsızdır copy paste değildir room noise'lar. Ayrıca zaten diyaloğun gidişatındaki tonu herhangi bir tune programında profesyonelce tonlasak bile cümle yapılarını bu denli kurmayı, cümlelerin akışını yakalamak imkansız denecek kadar düşük bir ihtimaldir.


Ayrıca; ünlü besteci ve aranjör Attila Özdemiroğlu ise bu ses kayıtlarının günümüz teknolojisiyle üretilmesinin imkansız olduğunu ve bu kadar gerçekçi bir taklit yahut montaj yapmanın mümkün olmadığını kaydetti. Ses kayıtlarını analiz ettiğini belirten Özdemiroğlu twitter hesabından bilgileri paylaştı: 





İŞTE UZMANLARINDAN O BİLGİLER VE GÖRÜŞLER


uzman-1.jpg
uzman-2.jpg
1.jpg
2.jpg


24 Şubat 2014

Başbakan erdoğan ve oğlu Bilal erdoğan Şok Ses Kaydı


MONTAJ DEĞİL !







1.Arama
R. TAYYİP ERDOĞAN(Ankara)- N. BİLAL ERDOĞAN (İstanbul)
17.12.2103 08.02
R. TAYYİP ERDOĞAN :EVDEMİSİN OĞLUM
N. BİLAL ERDOĞAN :EVET BABACIĞIM
R. TAYYİP ERDOĞAN :SABAH ŞEYLER OPERASYON YAPTILAR, BU ALİ AĞAOĞLU, REZA ZERRAB, İŞTE BİZİM ERDOĞAN'IN OĞLU, ZAFER'İN OĞLU, MUAMMER'İN OĞLU FİLAN, BUNLARIN ŞU AN EVLERİNDE ARAMA YAPIYORLAR
N. BİLAL ERDOĞAN :BİR DAHA SÖYLESENE BABACIĞIM
R. TAYYİP ERDOĞAN :DİYORUM Kİ MUAMMER BEYİN OĞLU, ZAFERİN OĞLU, ERDOĞANIN OĞLU, ALİ AĞAOĞLU REZA ZERRAB GİBİ FİLAN 18 KİŞİ ŞU ANDA BÜYÜK YOLSUZLUK OPERASYONU ŞEYİYLE EVLERİNDE ARAMA YAPIYORLAR FİLAN FALAN
N. BİLAL ERDOĞAN :EVET
R. TAYYİP ERDOĞAN :TAMAM MI, ŞİMDİ DİYORUM Kİ, SENİN EVİNDE NE VAR NE YOK. SEN BUNLARI BİR ÇIKAR. TAMAM MI
N. BİLAL ERDOĞAN : BEN DE NE OLABİLİR BABA SENİN PARA VAR KASADA
R. TAYYİP ERDOĞAN :ONU DİYORUM İŞTE. ONDAN SONRA BEN ŞİMDİ GÖNDERİYORUM KARDEŞİNİ (Sümeyye Erdoğan). TAMAM MI
N. BİLAL ERDOĞAN :KİMİ GÖNDERİYORSUN
R. TAYYİP ERDOĞAN :KARDEŞİNİ GÖNDERİYORUM DİYORUM
N. BİLAL ERDOĞAN :HI TAMAM
R. TAYYİP ERDOĞAN :ONDAN SONRA AYNI ŞEKİLDE O BİLGİLER ONDA VAR TAMAM MI, ABİNLE KONUŞ
N. BİLAL ERDOĞAN :EVET
R. TAYYİP ERDOĞAN :ONDA ... ONU ŞEY YAPALIM, AMCANLA FİLAN KONUŞ, O DA AYNI ŞEKİLDE ÇIKARSIN, ENİŞTENLE KONUŞ, O DA.
N. BİLAL ERDOĞAN :NE YAPALIM BUNLARI BABA, NEREYE KOYALIM
R. TAYYİP ERDOĞAN :BELİRLİ YERLERE ORALARA ŞEY YAP İŞTE (ALTTAN EMİNE'NİN BERAT DİYE SESİ GELİYOR)
N. BİLAL ERDOĞAN :BERAT'DA DA VAR
R. TAYYİP ERDOĞAN :ONU SÖYLÜYORUM İŞTE, ŞİMDİ BİRARAYA GELİN AMCANI DA AL, ZİYA ENİŞTEN DE VAR MI YOK MU BİLMİYORUM DA, TAMAM MI, BURAK ABİNE DE HEMEN ŞEY YAP. TAMAM MI
N. BİLAL ERDOĞAN :TAMAM BABA, SÜMEYYE YANİ ÇIKARIP, SÜMEYYE BANA NEREYE GÖTÜRECEĞİMİ Mİ SÖYLEYECEK
R. TAYYİP ERDOĞAN :YA TAMAM, HADİ ŞEY YAP, SİZİNKİLERİ DÜŞÜNÜN ARANIZDA ENİŞTENLE FİLAN
N. BİLAL ERDOĞAN :NE YAPALIM DİYE
R. TAYYİP ERDOĞAN :EVET EVET, HEMEN İRTİBAT KURALIM SAAT 10'A KADAR, ÇÜNKÜ KONU ....
N. BİLAL ERDOĞAN :TAMAM BABA
R. TAYYİP ERDOĞAN :TAMAM MI, İRTİBATTA KALIN
N. BİLAL ERDOĞAN :TAMAM BABACIM

2.Arama
R. TAYYİP ERDOĞAN(Ankara)- N. BİLAL ERDOĞAN (İstanbul)
17.12.2103 11.17
N. BİLAL ERDOĞAN :BABA HASAN ABİ İLE FİLAN BİRARAYA GELDİK, ABİM BERAT BERAT, AMCAM BERABER, BİRŞEYLER DÜŞÜNÜYORUZ, BU ARADA BİR FİKİR DAHA GELDİ BERATA, BİR KISMINI DİYOR FARUK'A (KALYONCU) DİĞER İŞLE İLGİLİ HEMEN VEREYİM DİYOR, ÖBÜR PARALARI İŞLEDİĞİ GİBİ İŞLESİN ZATEN KONUŞMUŞSUNUZ ÖNCEDEN, ONU YAPALIM MI CİDDİ BİR MİKTARI O ŞEKİLDE HALLEDEBİLİRİZ
R. TAYYİP ERDOĞAN :OLABİLİR
N. BİLAL ERDOĞAN :TAMAM, ÖBÜR BİR KISMINI DA MEHMET GÜR İLE ORTAK İŞE BAŞLADIĞIMIZ İÇİN, BİR KISMINI AL SENDE DURSUN, PROJELER GELDİKÇE ORADAN KULLANIRSIN DİYE VERELİM Mİ DİYORUZ, BÖYLELİKLE AZALTIP GERİ KALANI DA BAŞKA BİR YERE TAŞIYACAĞIZ
R. TAYYİP ERDOĞAN :TAMAM İŞTE ONLARI ŞEY YAPIN DA
N. BİLAL ERDOĞAN :TAMAM
R. TAYYİP ERDOĞAN :SÜMEYYE GELDİ Mİ
N. BİLAL ERDOĞAN :SÜMEYYE EVE GELMİŞ, ŞİMDİ BURAYA GELECEK, YANIMIZA GELECEK, TAMAM BABACIM, HALLEDİYORUZ BUGÜN İNŞALLAH, BAŞKA BİRŞEY VAR MI
R. TAYYİP ERDOĞAN :ŞEY YAPMANIZDA FAYDA VAR, (PARAYI) TAMAMİYLE SIFIRLAMANIZDA FAYDA VAR
N. BİLAL ERDOĞAN :EVET TAMAMİYLE SIFIRLAYACAĞIZ İNŞALLAH
3.Arama
R. TAYYİP ERDOĞAN(ANKARA) İLE N. BİLAL ERDOĞAN(İSTANBUL)
17.12.2013 15.39
R. TAYYİP ERDOĞAN :SANA DİĞER VERDİĞİM GÖREVLER TAMAM MI
N. BİLAL ERDOĞAN :İŞTE AKŞAM BİTİRMİŞ OLUYORUZ, BİR KISMINI HALLETTİK, BERAT İLE İLGİLİ OLAN KISMINI HALLETTİK, ŞİMDİ MEHMET GÜR İLE İLGİLİ OLAN KISMI HERHALDE ÖNCE HALLEDECEĞİZ, GERİ KALAN KISMINI DA ARTIK KARANLIK OLUNCA HALLEDECEĞİZ
R. TAYYİP ERDOĞAN :......
N. BİLAL ERDOĞAN :İNŞALLAH
R. TAYYİP ERDOĞAN :SÜMEYYE NE YAPTI
N. BİLAL ERDOĞAN :SÜMEYYE DE İŞTE ONLARI ÇIKARDI GETİRDİ FİLAN, KONUŞTUK FİLAN
R. TAYYİP ERDOĞAN :HER İKİ TARAFI HALLETTİ Mİ
N. BİLAL ERDOĞAN :VERDİ HERHALDE BABACAĞIM, İKİSİNİ DE BOŞALTTIM DEDİ,
R. TAYYİP ERDOĞAN :HER İKİ TARAFI
N. BİLAL ERDOĞAN :EVET, İKİSİNİ DE BOŞALTTIM DEDİ AMA İKİ TARAF DERKEN ONU DİYORSUN DEĞİL Mİ
R. TAYYİP ERDOĞAN :NEYSE TAMAM
N. BİLAL ERDOĞAN :SİZ KAÇTA GELİYORSUNUZ
R. TAYYİP ERDOĞAN :ON İKİYİ FİLAN BULUR,
N. BİLAL ERDOĞAN :YOLUNUZ AÇIK OLSUN
R. TAYYİP ERDOĞAN :TELEFONLARLA KONUŞMAYIN

23 Şubat 2014

Ay'daki İnsan Külleri

Ayda şu anda bir insanın küllerinin serpili olduğunu biliyor muydunuz?

Amerikalı Jeolog ve Gezegen Bilimci Eugene Shoemaker’ in en büyük hayali, birgün Ay’a gidebilmek ve Aay toprağı üzerinde yürüyebilmekti. Fakat bunu hiçbir zaman gerçekleştirememişti.

1997 Yılında yaşama veda ettiğinde, küllerinin bir kısmı özel olarak tasarlanmış bir kapsülün içerisine yerleştirilerek Lunar Prospector uzay aracına konuldu ve 31 Temmuz 1999 tarihinde Uzay sondası tarafından bu küller Ay'a bırakıldı.

Shoemaker’ın ömrü boyunca gerçekleştirmek isteyip başaramadığı hayali, en azından bu şekilde öldükten sonra gerçekleştirilmiş oluyordu.

Eugene Shoemaker, şu anda külleri Ay toprağı üzerinde gömülü olan tek insanoğludur.

Sinan DUYGULU






22 Şubat 2014

Mars'a Yerleşmek İnsanlığın Kaderi!

"Farenheit 451" ve "Mars Yıllıkları' adlı ünlü eserlerin yazarı Ray Bradbury Mars gezegeninde yerleşim kurulması gerektiğini söyledi.


Video konferans aracılıyla Meksika'daki Guadalajara kentinde düzenlenen uluslararası kitap fuarına katılan Bradbury, "Kırk yıl önce Ay'a ayak basan insanoğlunun Mars'ı yerleşime açmak için Ay'da kalmalıydı" diye konuştu.

Fuarın onur konuğu olan 90 yaşındaki Bradbury, "İnsanoğlu Mars'ı kolonize etmeli, çünkü bu onun kaderidir" dedi.

ABD'nin California eyaleti Los Angeles kentindeki evinden seslenen Bradbury, "Mars'a gidilememiş olunması beni kaygılandırıyor. Ay'a gitmeliyiz, orada bir istasyon kurarak Mars'a yönelmeli, orayı fethederek Marslı olmalıyız" diye konuştu.

"Farenheit 451" ve "Mars Yıllıkları" adlı ünlü bilim kurgu eserlerin yazarı Bradbury, sözlerini, "Mars'ı fethettikten sonra Güneş'e en yakın yıldız sistemi Alfa Centauri'ye yönelmeliyiz" diye sürdürdü.

Ünlü bilim kurgu yazarı sorulara cevap verirken, babası fakir olduğundan üniversiteye gidemediğini ve en iyi eğitimi 10 yıl süreyle kütüphanelerde kitap okuyarak aldığını söyledi.

"En iyi eğitimi kütüphanelerde alırsınız, üniversite tecrübesi iyi bir tecrübe olmuyor" diyen Bradbury, "Farenheit 451" adlı romanını da 1951 yılında California Üniversitesinin kütüphanesinde yazdığını belirtti.



İnsan Vücudu İçinde Yüzecek Organizma

Bilim insanları, kalp rahatsızlıklarından kansere kadar insan vücudunda birçok hastalığın tespit edilmesi ve önlenmesi için kullanılacak mikroskobik organizma geliştirdi. İnsan vücudunda yüzerek hücreleri denetleyecek ‘bio-bot’, geleneksel cerrahi operasyonları da gereksiz kılabilir.

İnsan vücudu içinde yüzecek organizma
Illinois Üniversitesi araştırmacıları, esnek polimer kullanarak kuyruğu sayesinde sperm gibi hareket edebilen mikroskobik bir organizma üretti. Bio-bot adı verilen organizma, vücut içinde hareket ederek zararlı madde ve hastalıklı hücreleri tespit edecek.

Bilim insanları, büyüttükleri kalp hücrelerini polimer örtü içinde bir araya getirdi. Zamanla atışları senkronize hale gelen kalp hücreleri, kuyruk sayesinde hareket edebilmeye başladı.

Araştırma ekibinin başında yer alan Profesör Taher Saif, gelecekte tıp alanında büyük faydalar getirmesini umduğu bio-bot’un, insan vücudunda incelenmesi son derece zor bölgelere girebileceğini söyledi.

Phys.org sitesinin haberine göre, daha hızlı yüzen çift kuyruklu bir bio-bot üzerinde de çalışan Saif, mikroskobik organizma sayesinde hastalıkların çok daha kesin tanı ve erkenden teşhis edilebileceğini umuyor. Böylece, geleneksel cerrahi müdahalelere gerek kalmadan tedavi imkanı doğabilir.

Bilim insanları, bio-bot’ sayesinde sentetik ve organik materyallerin bir araya gelmesiyle oluşturulan teknolojilerin de geliştirilmesi adına önemli bier adım atmak istiyor. Kalp hücrelerinin etkileşime girmesiyle kuyruğu gerilen bio bot, hücrelerin serbest kalmasıyla tek yönde hareket edebiliyor.

Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmada bir sonraki hedef, bio bot’un istenilen hedefe yönlenmesi ve bilgi toplamasını sağlamak olacak.


NtvBilim

Akrebin Kuyruğundaki Elmaslar

Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) Şili’de bulunan La Silla Gozlemevi’nden gelen yeni görüntü, parlak Messier 7 yıldız kümesini gözler önüne serdi. Çıplak gözle kolayca bulunabilen ve Akrep takımyıldızının kuyruğuna yakın yıldız kümesi, gökyüzündeki açık yıldız kümelerinden en belirgini olma özelliğini taşıyor.

NGC 6475 olarak da bilinen Messier 7, Dünyadan 800 ışık-yılı uzaklıkta bulunan, içerisinde 100’e yakın yıldızın bulunduran parlak bir küme olarak biliniyor. 2.2 metrelik MPG/ESO teleskopu üzerindeki Geniş Alan Görüntüleyicisi (Wide Field Imager) ile elde edilen yeni görüntüde Samanyolu’nun merkezine doğru yüz binlerce sönük yıldızdan oluşan zengin bir arka fona karsı direndiği görülüyor.

Messier 7’deki yıldızlar tipik orta-yaş küme yıldızlarıdır, yaklaşık 200 milyon yaşındaki yıldızlar, 25 ışık-yılı genişliğinde bir uzay bölgesini kaplıyor. Yaşlandıkça resimdeki en parlak yıldızlar (kümede yer alan yıldızların toplam sayısının onda biri) şiddetli bir şekilde süpernova olarak patlıyorlar. Zamanda biraz daha ilerlediğimizde, geriye kalan çok sayıdaki sönük yıldızlar bir küme olarak tanımlanamaz hale gelene kadar yavaşça uzağa sürüklenecekler. 

Messier 7 gibi açık yıldız kümeleri, yaklaşık aynı zamanda ve aynı yerde, bulundukları ev sahibi gökadanın geniş kozmik gaz ve toz bulutlarından doğan yıldız grupları olarak tanımlanıyor. Bu yıldız grupları, aynı yaş ve kimyasal bileşene sahip olan yıldızlar içerdiği için bilim insanlarının büyük ilgisini çekiyor. Bu durum, yıldız yapısı ve gelişimini çalışma anlamında onları paha biçilmez kılıyor.

BİNLERCE YILDIZ GÖZ ÖNÜNDE

Elde edilen görüntüdeki ilginç bir özellik, yoğun yıldız nüfuslu olmasına rağmen arka fonun düzenli olmayıp belirgin bir şekilde tozla kaplı olması. Bu durum büyük ihtimalle kümenin ve toz bulutlarının şans eseri sıralanmasından kaynaklanıyor. Bu karanlık parçaların, kümenin meydana geldiği bulutun kalıntıları olduğunu tahmin etmek cazip gelse de, Samanyolu bu yıldız kümesinin yaşamı boyunca bir tam döngü gerçekleştirecek ve döngü sonucunda bir çok yıldız ve toz yeniden düzenlenecek. Böylece, Messier 7’nin oluştuğu tozun, gazın ve yıldız kümesinin, uzun zaman önce birbirinden farklı yollara ayrılmış olduğu görülecek.

Messier 7 yıldız kümesini ilk defa dile getiren M.S 130’lu yılların başında Mısırlı matematikçi ve gökbilimci Claudius Ptolemy (Batlamyus) olmuştu. Ptolemy, yıldız kümesini ‘Akrep’in iğnesini takip eden bulutsusu’ olarak tanımlamıştı. Bu tanım, çıplak gözle Samanyolu’nun parlak arka fonuna karşı dağınık, aydınlık bir yama gibi göründüğü için yıldız kümesinin en akılda kalan tanımı oldu. Messier 7, bazen Ptolemy’nin Kümesi olarak adlandırılıyor. 1764’de Charles Messier, bu kümeyi kendisine ait Messier kataloğunda yedinci sıradan dahil etmiş, 19. yüzyılda John Herschel ise teleskopta görüldüğü şekliyle objenin görünümünü ‘kabaca saçılmış yıldız kümesi’ olarak tanımlamıştı.


Kedilerden Balinalara Parazit Bulaştı

Evcil kedilerde barınan bir parazit türü, Arktik'te yaşayan beluga balinalarında tespit edildi. Uzmanlar, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilecek parazitin denize boşaltılan kedi dışkısından deniz memelilerine bulaştığını düşünüyor.

Kanada'nın açıklarındaki Beaufort Denizi'nde yapılan testlerde, beluga balinalarının bir kısmında toksoplazma paraziti tespit edildi. Bölgedeki belugaların yüzde 10'unda parazit bulaştığı açıklanırken, balinalarla beslenen yerel Inuit halkı etleri pişirmeden yememeleri konusunda uyarıldı.

Gelişim sürecini kedilerin vücudunda tamamlayan toksoplazma paraziti, hamile kadınlara bulaşması halinde körlük ve düşük yapma riski doğurabiliyor.

Kanada'nın British Columbia Üniversitesi'nden Michael Grigg, Arktik bölgesinde ilk kez toksoplazma parazitine rastladıklarını belirtirken, 'küresel ısınma ve evcil kedi sayısındaki artışın bu duruma etki etmiş olabileceğini' söyledi.

American Association for the Advancement of Science (AAAS) örgütüne açıklama yapan Grigg, 'balinalara parazitin nasıl bulaştığını ortaya çıkarmaya çalıştıklarını ve belugalara olan erişimin çok az olması nedeniyle yeterli numune toplayamadıklarını' belirtti. Griig, şu ana kadar gözlemlenen balinalarda enfeksiyon derecesinin yüksek olmadığını da not düştü.

Tek hücreli bir mikrop olan ve sıcak kanlı hayvanları etkileyen toksoplazma paraziti, genelde sağlık sorunlarına neden olmasa da bazı türleri hastalıklara neden olabiliyor. Oldukça dirençli olan parazit, dondurularak, kurutularak veya kaynatılarak öldürülebiliyor. Enfeksiyon riski olan etlerin pişirilmeden yenmemesi gerekiyor. 


NtvBilim

Olta İpinden Yapay Kas

Aralarında Türklerin de bulunduğu uluslararası bir ekip, ilginç bir buluşa imza attı. Araştırmacılar, "misinadan" yapay kas yaptı. Yapay kas, insan kasından 100 kat daha güçlü, üstelik maliyeti de düşük.

Olta ipi olarak kullanılan misinadan, insan kasından 100 kat daha güçlü yapay kas üretildi.

Aralarında Türklerin de bulunduğu uluslararası araştırmacılar, olta ve dikiş ipinin hammaddesinden yapay kas yaptı.

Maliyeti oldukça düşük olan yapay kas, protez uzuvlarda, tıbbi aletlerde, robotlarda ve hatta kıyafetlerde kullanılabilecek.

Yapay kasın yapısı, naylon liflerden oluşuyor. Bu lifler, geçirgen bir çubuğa sıkıca sarılıyor. Çubuğun ısına göre lifler büzülüp genleştikçe yapay kasta kasılma gerçkleşiyor. Araştırmacılar bu kasılmanın insan kasındakinden çok daha güçlü olduğunu belirtiyor.

Öyle ki 100-200 derece ısı verildiğinde, yapay kas, insan kasının kaldırabileceğinden 100 kat daha fazla ağırlık kaldırabiliyor.

Yapay kasın, protez uzuvları kuvvetlendirmenin yanı sıra akıllı kıyafetlerin üretilmesinde de kullanılabileceği fikri dile getiriliyor.

Uzmanlar, yapay kastan dokunan kıyafetlerin sıcak havada genleşerek serin, soğuk havada ise büzülerek sıcak tutacağını ifade ediyor.


NtvBilim

Kök Hücreden Yapay Domuz Eti

Yöntem geliştirilebilirse canlı hayvan yetiştirmeden et tedarik edilebilir.

Hollandalı bilimciler, domuz kök hücrelerinden, laboratuvar ortamında domuz eti üretti.

Yöntemin geliştirilmesi halinde, canlı hayvan yetiştirmeye gerek kalmadan et tedarik edilebileceğine dikkati çekildi. Domuz etinin, laboratuvar ortamında 2006'dan beri büyütülmekte olduğu, fakat domuz etinin doku yapısının ve kıvamının tam olarak elde edilemediği, yöntemin geliştirilme ihtiyacının olduğu kaydedildi.

Yöntem üzerinde Hollanda'nın yanı sıra ABD, İskandinavya ülkeleri ve Japonya'da da çalışmalar yapılıyor.

Hollanda'daki çalışmaları yürüten Maastricht Üniversitesi biyoloğu Mark Post, "Bir domuzdan alınan kök hücreleri, 1 milyon faktör düzeyinde çoğaltmamız durumunda, aynı düzeyde elde edebileceğimiz et miktarı için ihtiyacımız olan 1 milyon domuzu yetiştirmemiz gerekmeyecek" dedi.

Hollanda'daki çalışmalara, araştırma enstitüleri bünyesinde kurulan olan "in-vitro et konsorsiyumunun" destek verdiği kaydedildi. 


Ntv Bilim

Evreni Tek Bir Denklemde açıklamak mümkünmüdür?

Evren hakkında anlaşılması en zor sey, anlaşılabilir olmasıdır. (Albert Einstein)

Evren anlaşılabilirdir, çünkü bilimsel yasalar tarafindan yönetilir; yani, davranışı modellenebilir. Peki, bu yasalar veya modeller nelerdir? Matematiksel dilde tanımlanan ilk yasalar veya modeller nelerdir? Matematiksel dilde tanımlanan ilk yasa çekim kuvvetidir. Newton`ın 1687`de yayınlanan çekim kuvveti der ki, evrendeki her nesne kütlesine oranlı bir kuvvetle bütün diğer nesneleri kendine çeker. Bu düşünce kendi çağının entelektüel hayatı üzerinde büyük bir etki yaratmıştır, çünkü ilk kez evrenin en azından bir özelliğinin doğru olarak modellenebileceğini göstermiş ve bunun için matematiksel bir mekanizma sağlanmıştır. 

Evrenin yasa veya model olarak keşfedilen sonraki özellikleri elektrik ve manyetik kuvvetler oldu. Bunlar da çekim gücü gibi davranırlar ama büyük bir farkla; aynı türde iki mıknatıs veya elektrik yükü birbirini iterken, aynı türde olmayan mıknatıslar veya yükler birbirini iterken, aynı türde olmayan mıknatıslar veya yükler birbirlerini çekerler. Biz onları günlük yaşamımızda pek farketmeyiz, çünkü makroskobik cisimler hemen hemen eşit sayıda pozitif ve negatif elektrik yüklerine sahiptir. Bu, iki makroskobik cisim arasındaki elektrik ve manyetik kuvvetlerin birbirini neredeyse yok ettiği anlamına gelir; oysa çekim kuvvetinde bu cisimlerin kuvvetleri birbirine eklenir.

Belki de fizikçilerin tek bir doğa kuramına ilişkin beklentileri asılsızdır ve tek bir formülasyon mevcut değildir. Belki de evreni tanımlamak için farklı durumlarda farklı kuramlar kullanmalıyız. Her bir kuram kendi gerçeklik yorumuna sahip olabilir.

Bu nedenle M-kuramının yasaları, iç uzayın nasıl büküldüğüne dayanarak farklı yasaları olan farklı evrenlerin varlığına izin verir. M-kuramı pek çok farklı uzayın, belki de 10 üzeri 500 sayıda uzayın varlığını onaylayan çözümlemeler içerir. Kısacası, her biri kendi yasalarına sahip 10 üzeri 500 farklı evreni var sayar. Bunun ne kadar ettiği konusunda bir fikir sahibi olmanız için şöyle düşünün: Eğer birisi her bir evrenin öngördüğü yasaları yalnızca bir milisaniyede hesaplayabilseydi ve bu hesaplamaya büyük patlama sırasında başlasaydı, şimdiye kadar ancak 10 üzeri 20 kadarını hesaplamış olurdu.

Bilim insanları uygun bir kuram ve yeterli hesaplama gücüne sahip olunduğunda bütün evrenin geleceğinin önlerine serileceğine inandırıldılar. Ancak sonra kuantum belirsizliği, eğik uzay, kuarklar, sicimler, fazladan boyutlar, her biri kendi yasalarına sahip 10 üzeri 500 sayıda evren geldi ve onların içinde yalnızca bir tanesi bizim bildiğimiz evrene benziyor. 

Fizikçiler, evrenimizin görünür yasalarını birkaç basit varsayımın eşsiz olası sonuçları olarak açıklayan tek bir kuram bulma umutlarını terk etmek zorunda kalabilirler. 


21 Şubat 2014

'WhatsApp'ı Hemen Kaldırın'

'WhatsApp'ı Hemen Kaldırın'


Facebook'un Whatsapp'i satın aldığını açıklaması, Almanya ve Avrupa'da rekabet kuralları açısından endişe yaşattı.

Siyasiler, kullanıcılara Whatsapp'i boykot ederek, Avrupa menşeli uygulamaları kullanma çağrısı yaptı.Veri güvenliği uzmanları ve Avrupalı siyasetçiler ise bu satışta kullanıcıların değil, Facebook'un kârlı çıktığını savunuyor.

Almanya Schleswig Holstein Eyaleti Veri Güvenliği sorumlusu Thilo Weichert, kullanıcıları bu iki hizmeti kullanma konusunda uyararak, Almanya ya da Avrupa kaynaklı muadillerinin kullanılması çağrısı yaptı. Weichert, Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, iletişim verilerinin güvenliğini düşünenlerin, güvenilir hizmetler kullanması gerektiğine dikkat çekti.

'VERİLER BELLİ AMAÇLAR İÇİN KULLANILIYOR'

Weichert, Whatsapp uygulamasının, teknik anlamda olgun hale gelmemiş bir hizmet olduğunu ifade ederek, Facebook ve Whatsapp'in verileri belirli amaçlar doğrultusunda kullandığını savundu. Uzman, Facebook'un bu hamleyle rakiplerini devre dışı bıraktığını vurguladı.
Benzer açıklamaları, Yeşiller Avrupa Parlamenteri Jan Philipp Albrecht de yaptı. Albrecht, Avrupa Komisyonu'nun satışın rekabet hukukuna aykırı olup olmadığını denetlemesi gerektiğini ifade etti. Avrupa Parlamenteri Facebook'un Whatsapp'i almasıyla, pazarda baskın hale gelerek, Avrupa'da monopol oluşturduğuna dikkat çekti.

Albrecht, satış sonucu rekabet piyasasında bozulma olduğunu ifade ederek, Avrupa Komisyonu'nun karar vermesi gerektiğini kaydetti. Albrecht de, "Verilerinin şüpheli bir uygulamada kaybolmasını istemeyenler daha güvenli uygulamaları tercih etmelidirler" diyerek, kullanıcılara dolaylı da olsa Facebook ve Whatsapp'i boykot etme çağrısı yaptı.


Jeofizik Mühendisi Nedir ?

Jeofizik Mühendisi Nedir ?
TANIM 
Yeraltında bulunan derin hammadde yatakları ve enerji kaynaklarının yerlerini, kayaların birbirlerine göre konumlarını, fiziksel yöntemler yardımıyla inceleyen kişidir. 

GÖREVLER
- Atmosferdeki olayların, yer kabuğu ile etkileşimini sismik ölçümler yaparak araştırır, - Depremlerin, buzul ve volkanların yapıları ve hareketlerini inceler, - Denizlerin fiziki yapılarını, yoğunluk, ısı, ışık ve ses geçirgenliğini, çıkıntıların ve gel-gitlerin durumunu, deniz ve atmosfer arasındaki ilişkileri inceler, - Baraj ve yeraltı suları için arazi incelemeleri yapar, - Suların gelişmesini, bozulmasını, dağılımını inceler, - Maden ve yeraltı sularının derinliğini ve rezervlerini saptar, - Araştırılan bölge hakkında rapor hazırlar. 

KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Elektromanyetik aletler, - Fiziki ve elektrikli test cihazları, -Pil, batarya, akım jeneratörü, - Çeşitli çizim araç-gereçleri. 

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Jeofizik mühendisi olmak isteyenlerin; -Üst düzeyde genel yeteneğe sahip, - Fizik, astronomi, biyoloji ve jeoloji konularına ilgili, - Olayları derinlemesine incelemeye meraklı, - Sabırlı ve dikkatli bir gözlemci kimseler olmaları gerekmektedir. 

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Jeofizik mühendisleri hem arazide hem de büroda çalışırlar. Çalışmalarında çeşitli aletlerle yaptıkları ölçüm verilerinin çözümlenmesi ve bütünleştirilmesi işlemlerini yaparlar, yani birinci derecede zihinsel bir çalışma yürütürler. 

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI 
Jeofizik mühendisleri, Maden Tetkik Arama Enstitüsü, Türkiye Petrolleri A.O., Devlet Su İşleri, İller Bankası, Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi, Karayolları Genel Müdürlüğü, seramik ve cam fabrikaları, özel maden ve sondaj şirketleri, belediyeler gibi işyerlerinde çalışabilirler. Çalışma alanları son derece sınırlı olup özellikle özel sektörde iş bulma olanakları daha sınırlıdır. 

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER 
Meslek eğitimi çeşitli üniversitelere bağlı fakültelerin "jeofizik mühendisliği" bölümünde verilmektedir. 

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu bölüme girebilmek için Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) yeterli “Sayısal (SAY)” puan almak gerekmektedir. 

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Mesleki eğitim süresi 4 yıldır. Eğitimin ilk yıllarında Matematik, Fizik, Kimya, Coğrafya gibi temel dersleri ve kültür derslerini, daha sonraki yıllarda Dinamik, Statik, Jeodezi, Topografya, Jeoloji, Jeofizik, Malzeme, Mukavemet gibi dersleri alırlar. Meslek dersleri teorik ve pratik olarak verilmektedir. Öğrencilere ilgili kurumlarda staj yaptırılmaktadır. 

MESLEKTE İLERLEME 
- İşyerlerinde yeterli aktivite ve başarı gösterenler yönetici düzeyine kadar yükselebilirler. - Lisansüstü eğitim yapabilirler.

BENZER MESLEKLER:
Jeoloji mühendisliği, maden mühendisliği, fizikçilik.

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU 
- Öğrenci eğitim sırasında çeşitli kamu, özel kurum ve kuruluşlardan burs veya kredi alabilir. - Eğitim sonrası kazanç durumu ise çalışılan sektöre, kuruluşa, çalışılan süreye (derece-kademe) çalışma konumuna (mühendis-idareci) göre değişiklikler göstermektedir. Yeni işe başlayan bir jeofizik mühendisi kamu sektöründe asgari ücretin 2-3 katı kadar ücret almaktadır.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili eğitim kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.

Jeoloji Mühendisliği Nedir ?

Jeoloji mühendisliği nedir?
Jeoloji mühendisliği tanımını öğrenmeden önce jeoloji nedir o öğrenelim? Jeoloji; Jeoloji yer bilimi demektir. Jeoloji Yunanca kökenli bir kelimedir. Jeoloji mühendisiyse; Yer yuvarlağının tarihini, yer kabuğunun bileşimi ve yapısal koşullarını, yerkürenin başlangıcından bugüne kadar geçirdiği yapısal değişmeleri, yerkabuğunun yüzeyinin ve altının bugünkü durumunu inceleyen, yerleşim alanlarının yer seçimi çalışmalarını yürüten kişidir. Jeoloji mühendisliği'de Jeoloji mühendisi yetiştiren bölümlere verilen isimdirjeoloji mühendisliği
Jeoloji mühendisliği programının amacı nedir?
Jeoloji, yerkürenin başlangıcından bugüne kadar geçirdiği yapısal değişmeleri, yerkabuğunun yüzeyinin ve altının bugünkü durumunu inceler. Jeoloji mühendisliği bölümü jeoloji biliminin sağladığı bilgilerin mühendislik alanına uygulamasına ilişkin kuram ve yöntemler konusunda eğitim ve araştırma yapar.
Jeoloji mühendisliği programında okutulan dersler hangileridir?
Jeoloji mühendisliği programı, matematik, fizik, kimya gibi temel ve jeoloji, mühendislik vb. Alanlarda uzmanlık derslerinden oluşur. Üçüncü ve dördüncü yıllarda kuramsal mühendislik dersleri yanında arazi uygulamaları ve laboratuvar çalışmalarına büyük ölçüde yer verilir. Ayrıca, öğrencilerin staj yapma zorunluluğu vardır.
Jeoloji mühendisliği için gereken nitelikler nelerdir?
Jeoloji mühendisliği alanında çalışacak kişinin üstün bir akademik yeteneğe sahip, jeoloji, fizik, kimya,matematik, coğrafya ve ekonomiye ilgili ve bu alanlarda başarılı, açık havada çalışmaktan hoşlanan bir kimse olması gerekir.
Jeoloji mühendisliği mezunlarının kazandıkları ünvan ve yaptıkları işler nelerdir?
Üniversitelerin jeoloji mühendisliği bölümünü bitirenler bu alanda "Jeoloji Mühendisi" ünvanına hak kazanırlar. Jeoloji mühendisi çalıştığı kurumda yeraltındaki doğal kaynakların maden, petrol, endüstriyel hammaddeler, yeraltı suyu, jeotermik enerjinin bilimsel ve teknik yöntemlerle araştırılmasına, bulunmasına ve rezervlerin hesaplanmasına; kentleşme alanları, liman, havaalanı, baraj yerleri ile tünel, karayolu ve demiryollarının geçeceği yerlerin en uygun jeolojik özelliklerine göre seçilmesine çalışır, bu alanda araştırma ve incelemeler yapar. Jeoloji mühendisi, yeryüzünün jeolojik haritalarını yapar, yeryüzü ve yeraltına ait elde edilen bilgileri bütünleştirerek uygulamaya dönüştürür. Jeoloji mühendisleri, jeofizik ve maden mühendisleri ile yakın bir işbirliği içinde çalışırlar.
Jeoloji mühendislerinin çalışma alanları nelerdir?
Bu alanda yetişenlerin büyük bir bölümü kamu kuruluşlarında, pek azı ise özel sektörde çalışmaktadır. Jeoloji mühendislerinin çalıştığı belli başlı kuruluşlar şunlardır: MTA, DSİ, İller Bankası, Etibank, TKİ, Devlet Karayolları, Yol-Su Elektrik Kurumu, deprem Araştırma Enstitüsü ve özel sektör de seramik ve cam fabrikalarıdır.
Jeoloji mühendislerinin kullandıkları alet ve malzemeler nelerdir?
Jeolog çekici, pusula, büyüteç, topografik harita, laboratuar araç ve gereçleri, topografik ölçüm aletleri, Çeşitli çizim araç-gereçleri, uydu ve hava fotoğrafları, bilgisayar.
Jeoloji mühendislerinin görevleri nelerdir?
1- jeotermal (sıcak su) enerji kaynaklarını araştırır, potansiyelini belirler ve kullanıma hazır hale gelmesini sağlar.
2- Yerkürenin yüzeyini ve yeraltındaki doğal zenginliklerin (maden, petrol, doğal gaz, yeraltı suları gibi) birikimine ve dağılımına neden olan faktörleri inceler.
3- Yerkürede meydana gelen fırtına, kuraklık, kar, yağmur, sel gibi olayların yerküre üzerindeki etkilerini inceler, bunlardan doğabilecek olumsuzlukların giderilmesi için çözümler üretir.
4- Yeryüzünün jeolojik haritalarını çizer ve çizilmiş haritaları okuyarak yorumlar.
5- Yerüstünden ve yeraltından elde edilen fosillerin kimyasal analizlerini yapar.
6- Baraj, liman, havaalanı, karayolu ve demiryollarının yapılacağı yerlerin en uygun jeolojik özelliklere göre seçilmesine çalışır, bu alanda araştırmalar ve incelemeler yapar.
7- Çalışma konularıyla ilgili olarak planlama, projelendirme, uygulama, denetleme ve değerlendirme görevlerini yürütür.
Jeoloji mühendislerinin çalışma ortamı ve koşulları nelerdir?
Jeoloji mühendisleri, çoğunlukla açık arazide ve şantiyelerde çalışırlar. Yeraltı ve yerüstünde araştırma yapılması gereken her katmanda görev yaparlar ve ıslak, soğuk, sıcak ortamlarda bulunurlar. Arazi çalışmaları genellikle yaz aylarında yürütülür. Jeologlar arazide elde ettikleri bulguları incelemek üzere laboratuarlarda kimyasal analiz çalışmaları büro ortamında harita okunması, araştırma sonuçlarının rapor edilmesi gibi çalışmalar yaparlar.

Led Lamba Tehlikesine Dikkat Edin !

LED LAMBALAR KIRILDIĞINDA TEHLIKELIDIR, SAKIN SÜPÜRMEYİN VE ÇÖPE ATMAYIN !

Işık yayan diyot lambası, ışık kaynağı olarak Işık yayan diyotlar (LED'ler) kullanan katı hal lambasıdır.

Tasarruf lambaları nasıl kullanılmalı?
Günümüzde artık hemen herkes normal ampülleri değiştirerek enerji tasarruflu lambalari kullanmaya başladı. Ancak civa içerdikleri için kırılır ya da atık duruma gelirlerse tehlikeli olduklarını çok az insan bilir.

NASA'ya ait bir kitapçık, evde kırılan ampül olursa önce görünen zerreciklerin bir kartonla ya da kağıtla toplanıp metal kapaklı bir kavanoza veya kilitli plastik torbaya alınması, geri kalan zerrecikler için koli bandının yapışkan tarafıyla veya ıslatılmış kağıtla temizlik yapılması öneriliyor.

Elektrikli süpürgeyi önermiyorlar ama mecbur kalınırsa torbasının mutlaka değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor..

Tüm temizlik araçları ve toplanan civanın yeniden kilitli plastikle ambalajlanıp tehlikeli atık toplama merkezine götürülmesinin uygun olacağı belirtiliyor. Yani asla rastgele çöpe atılmamalı. Ayrıca kırılma temizleme işlemi sırasında evin ısısını azaltmak ve pencereleri bir süre açık tutmak gerekiyormuş.

Türkiye de civa atıkları için herhangi bir olanak var mı? Daha piller için bile sistemli bir toplama olanağı yokken, soruyu soruyorum ama cevabı sanki biliyorum.

Sağlık ve güvenlik içinde olunuz.

Enerji Ampulü Patladığında… 1)Derhal odadaki herkesin, kırıklara basmadan terk etmesini sağlayın. 15 dak boyunca odaya girmeyin ve bir cam açarak odayı havalandırın.
2)Kırıkları ve yerlere saçılan cıva partiküllerini temizlemek için elektrik süpürgesi kullanmayınız. Saçılan cıva partikülleri elektrik süpürgesi sayesinde ortama yayılarak evde zehirli bir durum yaratabilir..
3)Plastik eldiven takın ve yerdeki cam kırıklarını bir faraşın içine süpürün ve cıva partiküllerini ise paspaslayın.
4)Faraşta topladığınız parçaları bir plastik torbanın içine atın ve ağzını iyice kapatın.
5)Plastik torbayı evdeki normal çöp kovasına atmayın.
6)Onun yerine pil atık kutusuna veya belediyelerce atıkların güvenle imha edildiği yere götürün.
7)Kırık ampulden çıkan tozu solumamaya çalışın.
8)Eğer ampul kırılırken, giysi ya da yatakla temas ettiyse ve cıva bulaştıysa, sakın yıkamayın - makinaya da cıva bulaşır. Bu giysi ve yatak malzemelerini atın.

Ampul üreticileri doğru kullanıldığı taktirde ampullerdeki civanın insan sağlığına zarar vermediğini söylüyorlar. Civa kullanımına ilişkin AB kuralları, floresan lambalarda civa miktarını 5 miligram ile sınırlıyor. Bir lambada 2.5 miligram olan civa miktarı 2 kilo balığın sahip olduğu civaya eşit miktarda. Tasarruflu ampullerin kırılma olasılığını yok gibi. lambanın kırılmasıyla insan sağlığını etkilenmesinin sıradışı olduğunu belirtiyor üretici firmalar. Tasarruflu lambalarda çok nadir patlama ve kırılma görülüyor.
Eğer bir lamba kırılır veya çatlarsa, elektriğin kapatılarak odanın 20-30 dakika havalandırılması gerekiyor. Hasarlı lambayı kapalı bir poşette muhafaza etmek en doğrusu. Kırıkları toplamak için elektrik süpürgesini kullanmayın. Çünkü elektrik süpürgesi havayla temas halinde olduğu için civayı havaya yayar.

http://blog.milliyet.com.tr/

Renkli Kayalar


RENGARENK KAYALAR GÖRENLERI SASIRTIYOR !
Çin'in Zhangye Danxia bölgesindeki rengarenk kayalıklar, ziyaretçilere tarifi imkansız görsel bir şölen sunuyor.

Gansu eyaletinde bulunan sarı, turuncu ve zümrüt, yeşil ve mavi kırmızı renli bu kayalıkların gerçek olduğuna inanmak gerçekten zor.


Uzmanlar, ilk görenlerde 'başarılı bir photoshop çalışması' izlenimi uyandıran bu jeolojik oluşumun 24 milyon yılda tamamlandığını belirtiyor.

Jeolojik levha hareketleri ile meydana geldiği düşünülen Danxia yerşekillerine, su ve rüzgar erozyonu da son rötuşları da yapmış.

Yoğun renkli vadiler, şelaleler ve doğal taşlarından geniş bir alanı kaplayan bu renk şölenigerçek üstü bir fotoğrafı veya tabloyu andırıyor.

Kırmızı renkli kumtaşı ve çakıl taşlarının yüksek basınç altında birleşmesi ile meydana gelen ve 'konglomera' denen bu oluşum aynı zamanda araştırmacılar için eşsiz bir laboratuvar niteliğinde.

Bölgedeki rehberler, kayalıkların yağmurdan sonra daha parlak renkler aldığını söylüyor. Bu nedenle turistik ziyaretler için bol yağmurlu ilkbahar ve sonbahar ayları tercih edilebilir.

Ziyaretçi akınına uğrayan kayalıklar 2010 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş.



Evrilme Nekadar Sürer ? Evrim Hakkında



                                                          EVRİLME NE KADAR SÜRER

Fare büyüklüğündeki bir memeliden fil büyüklüğündeki bir memeliye evrilmenin 24 milyon nesil aldığı ilk kez ortaya kondu.

ABD Bilimler Akademisi'nin dergisinde (Proceedings of the National Academy of Sciences - PNAS) yayınlanan çalışmada dinozorların yokoluşundan bu yana geçen 65 milyon yıllık sürede memeli boyutundaki artış ve azalmalar incelendi. Kedi boyutundaki bir kara memelisinden, fil boyutuna gelmenin 10 milyon nesil aldığı ortaya çıkarılırken, balina gibi deniz memelilerinin boyutlarına ulaşmak için bunun yarısı kadar sürenin yeterli olduğu hesaplandı.



Avusturalya'daki Monash Üniversitesi'nden Dr. Alistair Evans liderliğinde 20 biyolog ve palentologun yer aldığı çalışmada son 65 milyon yıl boyunca çeşitli kıtalar ve okyanuslarda yaşamış filler, primatlar ve balinalar da dahil olmak üzere 28 farklı memeli grubunun boyutlarında gerçekleşen değişimler incelendi. Farklı ergenlik sürelerine sahip türler arasında (fare 2 ay, fil ve insan 10-15 yıl) karşılaştırma yapabilmek için değişimler yıl bazında değil nesiller bazında ele alındı.

Çalışmada, vücut boyutundaki küçülme hızının, büyüme hızından 10 kat fazla olduğu, cüceliğe kadar giden küçülmelerin sadece 100.000 nesilde gerçekleşebildiği keşfedildi. Fosil kayıtlarından pigme mamut, cüce hipopotam ve “hobbit” (çok kısa boylu) insan türleri gibi 'küçülmüş' türlerin özellikle de adalarda yaşamış olduğu biliniyor. Bunun açıklaması, ada gibi küçük ve kaynakların sınırlı olduğu ortamlarda ufak olmanın üstünlük sağlaması. Bu sayede daha az yiyeceğe ihtiyaç duyuluyor ve daha hızlı üremek mümkün oluyor. Evans ve arkadaşlarının çalışması, bu tür değişimlerin hızlı yaşanabildiğini gösteriyor.

Kara memelileri için vücut büyüklüğünün 1000 katına çıkması, yani tavşan boyutundan file evrilmesi ise ancak 10 milyon nesilde gerçekleşebiliyor. Bunun sebeplerinden başlıcası daha büyük vücut ağırlıklarını taşımak için iskelet yapısında çok ciddi değişim gerekmesi. Bu değişimler de ancak çok uzun nesiller boyunca biriken mutasyonlar sonucu gerçekleşebiliyor.

Balinalardaki büyümenin kara memelilerinden iki kat hızlı gerçekleştiğini belirten araştırmacılar bunun muhtemelen suyun ağırlığı destekleyebilmesinden kaynaklandığını düşünüyorlar.

Araştırmacılar insanlar gezegenin kaynaklarına hükmetmeye devam ettikçe, varolan diğer hayvanların vücut büyüklüklerinin çok büyük artışlar göstermesinin pek olası olmadığını da ekliyorlar.

Kaynak: Alistair R. Evans et al., The maximum rate of mammal evolution, PNAS, 2012. http://www.pnas.org/content/early/2012/01/26/1120774109 (sorgulayan facebook anasayfasi)