30 Eylül 2013

Seks Cihadı

Son olarak Tunus'u birbirine katan 'seks cihadı' konusunda son gelişme Suriye devlet televizyonunda yaşandı...


Suriye’de yaşanan iç savaşın son dönemde en çok tartışılan konularından biri Suriye’den ve diğer bazı Müslüman ülkelerden kaçırılan veya kandırılan genç kızların ‘seks cihadı’ adı altında muhalifler tarafından tecavüze uğramaları. Bu kızlardan bazıları Suriye devlet televizyonuna çıkarak yaşadıklarını anlattı.
18 yaşından küçük olan Ravan Kadah, yaşadıklarını şu cümlelerle anlattı; ‘Babam gidip duşa girmemi söyledi. Üzerimi çıkarıp duş almaya başladığımda ise içeri 50 yaşından büyük görünen ve üzerinde sadece iç çamaşırı olan bir adam girdi. Beni saçımdan tutarak odama götürdü. Babam çığlıklarını duyuyordu fakat hiçbirşey yapmadı. Onurunu muhaliflere satmıştı.’ Genç kızın açıklamalarına ise ailesinden açıklama geldi. Kadah’ın ailesi kızlarının 2012 kasım ayında kaçırıldığını ve kendisi için Avaaz isimli sitede kampanya başlatıldığını belirtti.




Televizyonda konuşan genç kızlardan bir diğeri Sarah Khaled al-Alawo ise El Nusra militanı olarak tanıtıldı. Sarah, kendisinin diğer militanlar tarafından nasıl ‘servis edildiğini’ anlattı. Sarah’ın ailesinin de bu konuda bir itirazı var. Aile kızlarının Şam Üniversitesi’nde okurken muhaliflere destek veren konuşmalar yaptığı için tutuklandığını ifade ediyor…
Bir başka görüntüde ise Suriyeli bir kız tecavüze uğradığı tarih olan ’18′ kelimesini sıklıkla telaffuz ederken görülüyor.






Tanrı'ya sorular

     İlk önce bu blog'da ilk oluşumun heyecanını yaşadığımı belirtmek istiyorum ve burada olmamı sağlayan burada olmamı destekleyen herkese çok teşekkür ediyorum. 

     Sabah yine bir hiddetle uyandım vücudumdan bağımsız olduğumu gördüm. Nasıl mı ? Hareket edebiliyordum fakat vücudum sabitti hissedebiliyordum fakat gözlerimi açamıyordum. Sonra her şeyin farkına vardım peki ya şimdi ne olacaktı benim inancıma göre ölümden sonra yaşam yoktu fakat şu an hala bedenden bağımsız bir ruhum vardı. Korkmaya başladım aslında çünkü bu olanlar benim yaşantımın çok dışındaydı korktuğum gibi de oldu. İki melek geldi birinin adı Münker birinin Nekirmiş başladılar sorulara ve tabi ki beni ufaktan sıcak basmaya başladı tek bir şey istedim tanrıya sadece bir kaç soru sormak Cebrail geldi isteğimin kabul edildiğini söyledi ve beni tanrının yanına götürdü.
     Aslında mutluydum bütün hayatım boyunca merak ettiğim soruların cevabını bulacaktım burada. Bana neden inanmadığımı sordu inanmam için bir neden göstermesini istediğimde peygamberlerinden kitaplarından mucizelerinden muhteşem dengesinden bahsetti.
  1. Varlığınla ilgili neden hiç bir şey hissetmedim?
  2. Birçok peygamber gönderdin neden onlardan biri ben değildim?
  3. Muhammed'in kalbini temizlemene ne gerek vardı ? Onun kalbi zaten temiz değil miydi ?
  4. Neden 1400 sene sonra bile hiç bir zaman güncellenmeyen bir kitaba inanmamı bekledin? Sence bu kitabın şu an hala geçerliliği var mı ? Sen olsan hiç bir toplumsal şart aynı olmadığı halde 1400 sene sonra aynı kitaba inanırmıydın?
  5. Kuran inerken bile birbiriyle çelişen ayetlerin var bu da demek oluyor ki fikir değiştirebiliyorsun bu da demek oluyor ki geleceği net göremiyorsun peki hala nasıl aynı kitabın doğruluğu geçerli?
  6. Neden Hamza yerine Ebu Cehil'in kalbini temizlemedin ?
  7. Muhammed'i neden bizden üstün yarattın ?
  8. Neden dünyadaki kötülüklere hep göz yumdun?
  9. Afrika yüzyıllarca açlıktan öldü neden onlara kuran indirmek yerine bir tas çorba vermedin hiç mi vicdanın yok. Yılda 30 milyon insanın sadece açlıktan ölüyor. Kuranın indiği zamanlar bunu düşünmedin mi hiç? Maslow bile ihtiyaçlar hiyerarşisinde sevgi, saygı gibi ihtiyaçlardan önce yeme-içme barınmanın ilk sırada olduğunu savunmuş bu kadar zor muydu bunu düşünmek?
Sonra anladım ki yine rüyadayım ve kendi kendime yine aynı soruları soruyorum bunun da tek sebebi korkular... Artık korkuları kafamızdan atalım ve unutmayalım ki her zaman çalışan iki el dua eden binlerce elden daha çok iş yapar.

29 Eylül 2013

Nietzsche Aforizmaları...



Nietzsche Aforizmaları

Nietzsche aforizmalarıyla ünlü bir filozoftur. Bazen onlarca sayfa ile anlatamadığınız bir konuyu Nietzsche bir kaç cümle ile muhteşem bir şekilde açıklamıştır.


1-) Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz..!

2-) Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanların bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesidir..!

3-) Her güzel kadının olduğu yerde, birde onu düzmekten bıkmış zavallı bir erkek vardır

4-) Benim felsefe yöntemimi belirleyen temel özellik İNANMAMAKTIR..!

5-) Benim için para çok şey ifade etmez, yeter ki çalışmalarımı devam ettirmeye yetecek kadar param olsun..!

6-) KAYA GİBİ; Neysen o ol..!

7-) Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir

8-) Ölüm güç bir şeydir. Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır..!

9-) Kadın sevmek demek, yaşamdan nefret etmek demektir..!

10-) Ümit mi? Ümit en son kötülüktür..! Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır!

11-) Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır..!

12-) İnsan ölümü nasıl karşılayacağına karar vermek zorundadır..!

13-) Kimin neyi bilmek istediğini kim belirleyebilir?

14-) Sürelere özgü zevkler herkes için geçerli değildir.

15-) Benim evim valizimdir.

16-) Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız, önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?

17-) Gerçek seçim, yalnızca gerçeğin ışığı altında filizlenebilir

18-) Bir erkek ancak bir erkek gibi davranarak, onun içindeki kadının ortaya çıkmasına yol açar

19-) Aşık seven kişi değildir, sevdiği kişinin mutlak sahibi olmaya çalışandır

20-) Kadınları suçla ve cezalandır..! Onlardan uzak dur..!

21-) Cinsel arzu, aslında karşıdaki insanın zihni ve bedeni üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için duyulan arzudan ibarettir..!

22-) Şehvet, topuklarımızı kemiren bir ******dur. Ve bu ******dan, bir parça et istendiğinde, bir parça ruh için yalvarmayı çok iyi bilir

23-) Hırsı yenmek için, daha büyük bir hırs gerekir. Pek çok kişi daha az hırsla dönen çarkın altında ezilip gitmiştir.

24-) Bütün soğuk canavarların en soğuğuna devlet denir. Soğuk soğuk yalan söyler o; ve ağzından şu yalan sürüne sürüne çıkar; "Ben devlet ulusum ben" Yalan! yaratıcılardır ulusları yaratanlar.

25-) Devlet derim ona, herkesin ağı içtiği yere, iyilerin ve kötülerin; devlet, herkesin kendini yitirdiği yer.

26-) Derin olduğunu bilen kimse kolay anlaşılır olmaya calışır, kalabalıkta derin görünmekten hoşlanan kimse ise anlasılmaz olmaya calışır. Kalabalık dibini göremediği herseyi derin sanır cünkü.

27-) Bundan sonraki yıllarda yapacağım iş iyiden iyiye belirlenmişti. Olumlayıcı kesimini bitirmiştim işimin. Sözle, eylemle hayır diyen bölümüne gelmişti sıra. Bunlar da şimdiye değin sürüp gelen değerlerin yenilenmesi, büyük savaş, son karar gününün belirlenmesiydi. Bu arada, bir de yavaş yavaş çevreme bakıyor, kendime yakın gördüklerimi, güçlerine dayanarak bu yok etme işinde bana yardımı dokunabilecekleri arıyordum. İşte o günden beri, yazılarımın her biri bir oltadır: Kim bilir belki de olta atmakta herkesten ustayımdır?... Oltama hiç bir şey takılmamışsa suç benim değil artık. Balık yokmuş.

28-) Insanlari siddetle kendi üzerine çeken, bir oyunu her zaman kendi lehine çevirmistir.

29-) Çok düsünen ve uygulamali düsünen, kendi maceralarini kolayca unutur, ama basindan geçenlerin çagristirdigi düsünceleri hiç unutmaz.

30-) Biri kendi düsüncesine bagli kalir; çünkü ona kendi kendine ulasmis oldugunu sanir. Öteki ise, onu zahmetle ögrendigi ve onu anlamis olmakla övündügü için baglidir düsüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini begenmislik.




‘Arktik’te erime rekor seviyede’

‘Arktik’te erime rekor seviyede’


Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulları gözlemlediği Cryosat görevinde elde edilen en son veriler, kutup bölgesindeki buz seviyesinin rekor oranda azaldığını ortaya koydu.



Bilimtrue
Güncelleme: 13:48 TSİ 29 Eylül. 2013 Pazar
İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da düzenlenen sempozyumda Cryosat görevindeki yeni verileri sunan bilim insanları, Arktik’teki buzul seviyesinin hem kalınlık, hem de kapladığı alan bakımından önemli ölçüde azaldığını belirtti. İlk verileri 2010-2011 arasında elde edilen çalışma henüz çok yeni olsa da, veriler geçtiğimiz yıl Amerikan Meteorolojik Topluluğu tarafından sunulan raporla aynı sonuçları verdi.
Bilim insanlarına azalan buz yoğunluğu hakkında daha kesin bilgiler sunan Cryosat, uydu görüntüleri aracılığıyla yaşanan olumsuz değişimin boyutlarını gözler önüne serdi. Sempozyumda söz alan İngiltere’nin Leeds Üniversitesi’nden Andrew Shepherd, “Uydular tarafından yapılan ölçümler aracılığıyla, bazı bölgelerde buz kalınlığının diğer bölgelere oranla daha fazla inceldiğini ve son üç yıl içinde hem kış hem de yaz dönemlerindeki buz yoğunluğunun azaldığını tespit ettik” dedi.
Shephard, “2012 kışı sonunda mevcut olan Arktik buzulu 15 bin kübik kilometreden daha azdı. Bu miktar, geçmiş yıllara kıyasla en az buz yoğunluğuna işaret ettiği gibi, kışın buz örtüsünde görülen artışın azaldığını ortaya koydu” ifadesini kullandı.

Digitaljournal sitesinin haberine göre, Cryosat, Arktik buzulları üzerinde Ekim 2010-Nisan 2013 arasında art arda üç ölçüm yaptı. 2013 yazında buzul miktarının rekor oranda azaldığını gösteren en son ölçüm, Kuzey Kutbu’nun hızla eridiğini ortaya koydu.
ERİME HIZI ÜÇ KATINA ÇIKTI
Profesör Shepherd ve NASA’nın Jet İtiş Gücü Laboratuvarı’ndan Dr. Erik Ivins’in başını çektiği araştırma ekibi, 2012 sonunda Science dergisinde yayımlanan araştırmalarında, Antarktika ve Arktik'teki erimenin boyutu hakkındaki belirsizliği sona erdirmişti.
Uydulardan elde edilen bilgiler her iki bölgede de erime hızının düzenli olarak arttığını, 1990’lara oranla buzul erimesinin üç katına çıktığını gösterdi.
Erimelerin 1990’lı yıllarda neden olduğu deniz seviyesi artışı her yıl 0.27 mm olurken, son yıllarda bu sayı 0.95 mm’ye çıktı.
Bilim insanları, Cryosat projesi kapsamında elde edilen verileri 2012-2013’te elde edilen verilerle karşılaştırmaya hazırlanıyor.


28 Eylül 2013

DNA içindeki Hidrojen Bağları İlk Defa Görüntülendi..!

DNA içindeki Hidrojen Bağları İlk Defa Görüntülendi..!

Kaliforniya Berkeley Üniversitesi'nde görevli Kimya Profesörü Felix Fischer ile Çin'deki Ulusal Nano Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nde görevli Biyokimya Profesörü Xiaohui Qui başkanlığındaki uluslararası bir araştırma ekibi, atomik kuvvet mikroskobu (AFM) kullanarak bir DNA içindeki zayıf hidrojen bağlarını (Kovalent bağları) görüntülemeyi başardı. Çalışma ünlü bilim dergisi Science'da 26 Eylül'de online olarak yayınlandı.






25 Eylül 2013

Acı hissini yok eden ilaç yolda

Acı hissini yok eden ilaç yolda

Bilim insanları, acıyı hissetmeyen bir hasta üzerinde yaptıkları araştırmalarda, acı dağılımını bozan bir genetik mutasyon tespit etti. Yapılan keşif, benzer şekilde acı sinyallerini bloke eden ağrı kesicilerin geliştirilmesini sağlayabilir.



Bilimtrue
Güncelleme: 19:44 TSİ 25 Eylül. 2013 Çarşamba
Araştırmacılar, konjenital analjezi adıyla bilinen bir rahatsızlığın sebebini tespit ederek, insanları acıya dirençli kılacak ağrı kesiciler geliştirebilir. Söz konusu rahatsızlığı bulunan kişiler fiziksel acı hissetmedikleri için kendilerini kötü şekile yaralayabiliyorlar.
Almanya’nın Jene Üniversitesi Hastanesi’nden Ingo Kurth, konjenital analjezisi bulunan genç bir kızla, bu rahatsızlığı bulundurmayan anne-babasının gen dizilimini karşılaştırdı ve SCN11A adı verilen bir genetik mutasyon keşfetti.
SCN11A, acıyı hisseden sinirler boyunca uzanan kanalların gelişiminden sorumlu. Sodyum iyonları bu kanallar üzerinde hareket ediyor ve beyne gönderilen elektriksel sinir sinyallerini ortaya çıkarıyor, böylece acıyı hissetmemizi sağlıyorlar. SCN11A genindeki mutasyon ise elektriksel sinyallerin iletilmesini engelliyor.

FARELER İNSANLARDAN ‘BİRAZ’ FARKLI
Kurth ve meslektaşları, elde edilen bulguları doğrulamak için mutasyona uğramış SCN11A’yı bir fareye enjekte etti. Mutasyonlu genin enjekte edildiği farelerin yüzde 11’i, konjenital analjezisi rahatsızlığı çeken hastalarda görülen doku ve kemik yaralanmalarına maruz kaldı. Deneyde, hiçbiri yaralanmaya maruz kalmayan, normal SCN11A geni bulunan kontrol grubu da gözlemlendi.
Genetik mutasyona maruz bırakılan fareler, kuyrukları sıcak ışın hüzmesine maruz bırakıldığı zaman normal farelere oranla 2,5 kat daha uzun bir süre kuyruklarını çekti.
Kurth, “Deneylerde, insan ve fare arasında benzerlik olduğunu görmemize rağmen, acıyı hissetmeme derecesi insanlarda daha yüksek” dedi.
ACIYA SÜPER DİRENÇ GELİŞTİRİLEBİLİR
SCN11A kanalları bloke edecek bir ilaç için çalışmalara başlayan deney ekibi, başarılı olmak için, hedeflenen kanalın dışındaki diğer sodyum kanallarını bloke etmemek zorunda. Kurth, “Bu kolay olmaktan oldukça uzak bir iş” ifadesini kullandı.
2006 yılında yaptıkları benzer bir deneyde acıyı hissetmemeyi sağlayan bir diğer iyon kanalını tespit eden Cambridge Üniversitesi’nden Geoffrey Woods, ‘SCN9A, 10A ve 11A adında üç tane başka iyon kanalı daha olduğunu, 9A ve 11A çalışmadığı sürece insanların ciddi seviyedeki acıyı bile hissetmeyeceğini’ belirtti.
Woods, “Eğer 11A’yı da etkisiz kılacak bir ilaç geliştirilirse, bu mükemmel derecede acıya direnç getirir” dedi.


Hawking: Ölümsüzlük mümkün

Hawking: Ölümsüzlük mümkün

Astrofizikçi Stephen Hawking'in yaşamını konu alan belgeselin prömiyeri İngiltere'de yapıldı. Gösterimin ardından kameraların karşısına çıkan Hawking, ölümsüzlüğün mümkün olduğunu, ancak şu anki imkanların bunu gerçekleştirmek için yetersiz olduğunu söyledi.




Bilimtrue
Güncelleme: 19:28 TSİ 25 Eylül. 2013 Çarşamba
Dünyaca ünlü astrofizikçi Stephen Hawking'ın hayatı beyaz perdeye aktarıldı. Hawking'in yaşamını konu alan belgeselin prömiyeri İngiltere'de yapıldı. Gösterim sonrası ünlü astrofizikçi, kameraların karşısındaydı.
21 yaşında motor-nöron hastalığı teşhisi konulan ve sadece 3 yıl ömür biçilen Hawking, ''Bütün hayatımı erken ölüm tehdidi altında geçirdim, dolasıyla zamanı boşa harcamaktan nefret ederim'' dedi.
Yazıları sese dönüştüren bilgisayar sayesinde konuşabilen Stephen Hawking'e, insan bilincinin öldükten sonra var olmayı sürdürüp sürdüremeyeceği soruldu.
'BEYNİ BİLGİSAYARA KOPYALAMAK MÜMKÜN'
Hawking bu soruyu "Bence beyin bilgisayar gibi bir program. Dolayısıyla teoride beyni bilgisayara kopyalamak mümkün. Bu sayede bedenen öldükten sonra bile bir yaşam formu oluşturulabilir. Ancak şu anki imkanlarla bunu gerçekleştirmemiz mümkün değil" diye yanıtladı.
Yaşam enerjisini mizah duygusuna borçlu olduğunu söyleyen Hawkıng'den bir de itiraf geldi. "Bir süper kahraman olmayı seçecek olsam Superman olurdum. Superman'de bende olmayan her şey var" diyen Hawking, yaşam öyküsünün diğer insanlara ilham kaynağı olmasını umduğunu dile getirdi.



23 Eylül 2013

Hippocampus sarmaticus | Ara Geçiş Formu





Hippocampus sarmaticus

Bilinen en eski denizatı türüdür. Günümüzden 13 milyon yıl önce yaşamıştır. Kafatası yapısı ve iskelet olarak günümüz denizatlarından oldukça farklıdır.




22 Eylül 2013

Evrenin İşleyişi - Büyük Patlama (Big Bang) | Belgesel


Evrenin İşleyişi - Büyük Patlama
Zevkle izleyeceğiniz 45 Dakikalık Big Bang (Büyük Patlama)'i
anlatan bir belgesel...Tadını çıkarın







Amonyum Kromat Tepkimesi ile oluşan Canavar !


Amonyum Kromat

Film sahnelerinden aşina olduğumuz yer altından çıkan canavarları andıran bu ilgi çekici görüntüde amonyum kromat ile kükürtlü siyanürün sıcaklık ile desteklendiğinde girdikleri reaksiyonu görüyorsunuz. Amonyum Kromat (Hg(SCN)) Amerika Ulusal Yangından Korunma Derneği tarafından üçüncü seviye tehlikeli kimyasallar listesine alınmış durumda. Bu seviyenin tanımında ise şu ifade yer alıyor: "Kısa süreli maruz kalmak bile ciddi kalıcı veya geçici hasarlara sebep olabilir." Bu tepkimede ayrıca çok zehirli olan Civa buharı da oluşuyor.










CONODONT | Ara Geçiş Formu


CONODONT

Konodontlar, soyu tükenmiş bir kordalılar sınıfıdır. Günümüz yılanbalıkları gibi yassı ve uzundurlar. 1 santimetre ile 40 santimetre arasında değişen boylara sahiptirler. Bu türlerin kafasında dev gözleri, yüzgeçleri ve notokordları bulunmaktadır. 495 milyon yıl önce evrimleşmiş ve 200 milyon yıl kadar önce soyları tükenmiştir. Oldukça sıradışı dişlere sahiptirler, çünkü bazı türlerde dişler atalarındaki gibi filtreleme yöntemiyle besin avlamaya yararken, bazılarında son derece sivridir ve avları parçalamaya yarar.




21 Eylül 2013

Evrenin İşleyişi - Kara Delikler | Belgesel





Evrenin İşleyişi - Kara Delikler
Onlar Evrenin En gizli ve çözülmesi uzun sürecek bir
Tanrısı Kara Delikler hakkında ilginç ve muhteşem bilgiler
Mutlaka İzleyin...




20 Eylül 2013

Esrarın ana maddelerinden olan THC, kanserli tümör hücrelerini yok ediyor.



Esrarın ana maddelerinden olan THC, kanserli tümör hücrelerini yok ediyor.

Madrid'deki Complutense Üniversitesi tarafından yapılan ve sonuçları Journal of Clinical Investifation'ın nisan sayısında yayımlanan araştırma sonuçlarında, daha önce kanserli hücre nakledilmiş olan farelerdeki tümöre yakın bir noktaya günde bir doz THC enjekte edilmesi sayesinde kanserli hücrelerin kendilerini yok ettiğinin gözlendiği belirtildi.

Üniversitenin biyokimya bölümü araştırmacıları, THC'nin farklı hücre tiplerindeki tümörlerin artışını yüzde 80'den fazla azalttığını, THC'nin beyindeki kanserli hücrelerin yanı sıra pankreas ve meme kanserlerinde de etkili olabileceğinin saptandığını yazdı.


9 Eylül 2013

HER OKULA İBADETHANE GELİYOR


MEB'in lise sistemini sil baştan düzenleyen ve tüm lise yönetmeliklerinin birleştirildiği yönetmelikte, 'tüm okullara ibadethane açılması' da bulunuyor.
MEB 'in yeni Ortaöğretim Yönetmeliği'nin 99 maddesinde, "Talep olması halinde ibadet ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mekan ayrılabilir" ifadesi yer alıyor. Uzmanlar bu ifadeyle okullarda tüm dinlere yönelik ibadethane açılabileceğini savunuyor.
MEB yetkilileri okullarda talep olması halinde mescit açıldığını, ancak diğer dinlere yönelik bir talep gelmediğini söylüyor.

Bu maddeyle Alevi öğrencilerin yoğun olduğu yerlerde talep gelmesi halinde okul içinde ibadet yeri açılıp açılamayacağı sorusu gündeme gelirken, Bakanlık yetkilileri, "Talep gelirse değerlendirilir" demekle yetindi.

Yönetmeliği değerlendiren eğitimci Alaaddin Dinçer düzenlemeyi, "Herkes biliyor ki bu düzenleme her okula mescit anlamına gelir. Diğer dinlere ilişkin bir adım atılacağını sanmıyorum. Alevi vatandaşlar talep ettiğinde bir adım atılmayacaktır. Burada kriter ne olacak? Kaç öğrenci talep ederse, nerede açılacak, hiç bir bilgi yok yönetmelikte. Tamamen ucu açık bir düzenleme" değerlendirmesinde bulundu.




4 Eylül 2013

Turan DURSUN...4Eylül 1990

Turan DURSUN... 4Eylül 1990

#dinbu o zaman anlarsın. Ölünce biri, Pazar, kışın,İki yüz olur hemen yüzler Hemen! Dersin, neymiş meğer! Ben de ölürsem eğer...Ey aydın cemaat! Lütfen öldürme beni, Lütfen! 

....bugün 4 eylül...Turan Dursunun pis yobazlar tarafından katledildiği o korkunç gün...Işıklar içinde yat güzel insan..bir öldün, bin doğduk...düşüncelerinle,kitaplarınla hep yaşayacaksın ve biz senin aydınlattığın yolda korkmadan yürüyeceğiz senin gibi...




                                                                       Video



Turan Dursun Belgeseli 




Turan Dursun'un Hayatı

Yaşam öyküsü[değiştir]

1934'te Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya geldi. Ailesinin sekiz çocuğundan biriydi. Henüz beş yaşındayken tüm ailesiyle birlikte Ağrı'nın Tutak ilçesinde dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek umuduyla göç etti. Babası aileyi geçindirmek üzere köylerde imamlık yapmaya başladı. Kıt kanaat geçinen babasının tek arzusu oğlunun Basra'da ve Kûfe'de bulunmayacak derecede bir din âlimi olmasıydı.
Babası kendisini yatılı din okullarına, Kur'an kurslarına, ünlü hocalarının yanına eğitim için verdi. Bu hocalardan dini eğitimi alabilmek için Ağrı'dan Muş'a, Adana'ya ve oradan da Türkiye'nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gitti. Biri hariç tüm hocalarından bedava eğitim gördü. İşte bu hocadan ders alabilmek için kendisinden istenilen zamanın parasıyla 100 TL'yi ödeyebilmek için hem esans satmaya, hem de hocalık yapmaya başladı. Kendisine hocalık yapan bu kişi ise daha sonraları Ankara Elmadağ Müftüsü oldu. Askerlik çağına ulaşana kadarKürtçeÇerkezce ve Arapça öğrendi. Antropolojiyle de yakından ilgilendi. Müftülükten ayrıldı, TRT'ye geçti. TRT'de prodüktör olarak çalıştı ve TRT'den emekli oldu.

Müftülük yılları[değiştir]

Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamadı. Bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokulu'nu kısa sürede dışarıdan bitirdi. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışardan bitirdi ve en son liseyi tam bitirmek üzereyken ölümcül bir silahlı saldırıya hedef oldu.
İlk imamlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus'a bağlı Baltalı köyünde yaptı. Askerliğinden sonra, İstanbul'da bulunan İsmailağa ve Üçbaş medreselerinde hocalık yaptı. Daha sonra müftülük yılları başladı. İlk olarak Tekirdağ'da müftü yardımcısı olarak göreve başladı. Ardından Gemerek'te, Altındağ'da, Sivas'ta ve son olarak da Sinop'un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulundu. 1958 yıllında başlayan müftülük görevi 1966'da son buldu. Bu yıllar arasında birçok şeye tanık oldu ve sürgün edildi.
Müftü iken İslamıHıristiyanlığı ve Yahudiliği hem kendi kaynaklarından, hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırıp, kökenlerini aramaya yönelik çalışmalar yürüttü.Bu çalışmanın yanında söylenceleri ve efsaneleri de okudu. Bu yoğun çalışmalar dini inancında sarsıntılar yarattı.

Uzmanlık alanları[değiştir]

  • Fıkıhçı, İslam Hukukçusu
  • Kelamcı, İslam Kelamcısı
  • Hadis Bilimcisi
  • Doğu Bilimcisi
  • Din Etnoloğu 

Ölümü

Turan Dursun, 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul'da evinden çıkıp işe giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Dört yıl sonra, İslami Hareket Örgütü'ne yönelik operasyonda cinayetin çözüldüğü açıklandı. Örgüt üyesi Arif kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlattı:
Mesut [kod adlı İrfan Çağrıcı], yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kur'an-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşümüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık.[11]
Bu cinayetle ilgili yakalanan İslami Hareket Örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı müebbet hapisle cezalandırılmış olup halen tutukludur. Turan Dursun cinayetinin tetikçisi olan Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firardadır.
Turan Dursun anısına her yıl Turan Dursun Araştırma ve İnceleme Ödülü verilmektedir.